Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
İnsana bir zarar dokunduğunda yanı üstündeyken, otururken veya ayaktayken bize yalvarıp yakarır. Ne zaman ki sıkıntısını gideririz, sanki kendisine dokunan sıkıntıdan dolayı bize hiç yalvarmamış gibi davranır. Aşırı gidenlerin yaptıkları kendilerine bu şekilde hoş gösterilir.
(Yunus Suresi 10/12)

KİBİR
Kişinin kendisini başkalarından üstün görme durumu olan Kibir sadece bir duygudan öte, bireyin düşünce ve davranışlarını şekillendiren karmaşık bir durumdur.
Bu yazımızda “Kendini başkalarından üstün görme davranışı olan Kibir ve Kibirli Kişilik Özelliklerini” Kur’an’dan ayetlerle örneklendirerek Bireysel Kibir, Toplumsal Kibir ve Psikolojik Açıdan Kibir olarak ele alacağız.
Bireysel Kibir; bireyin kendini başkalarından üstün görmesi, böbürlenmesi ve gururlanması olarak tanımlanan duygusal bir durumdur. Bu kişilik özelliklerine sahip bireylerde aşağıdaki belirtiler ortak noktalardır.
Başkalarını Küçümseme: Kibirli kişiler, başkalarının fikirlerini önemsemez ve onları aşağılarlar.
Sürekli Övünme: Kendi başarılarını abartır ve başkalarının başarılarını görmezden gelirler.
Merhametsizlik: Başkalarının zorluklarına karşı duyarsızdırlar.
Haklı Olma Israrı: Her durumda haklı olduklarını düşünürler ve eleştirilere kapalıdırlar.
Kontrol Etme İhtiyacı: Her şeyi kontrol altında tutma isteği duyarlar.
Bireysel olarak “”Kibir” durumuna yol açan faktörleri de aşağıdaki gibi değerlendirmek mümkündür.
Entelektüel Kibir: Kendini zeki sanmak ve başkalarının fikirlerini küçümsemek.
Ahlaki Kibir: Kendini daha ahlaklı ve erdemli görerek başkalarını yargılamak.
Sosyal Kibir: Sosyal statüsünü kullanarak başkalarına üstünlük taslamak.
Bütün bu özelliklerin hepsini ya da birkaçını bir arada barındıran kişilik özelliklerini aşağıdaki ayetlerde görebiliriz.
Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
Allah kendisine bir hükümdarlık vermiş diye, Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan kişiyi gözünde canlandırmaz mısın? İbrahim, “Benim Rabbim hem hayat veren hem de öldürendir!” dediğinde o, “Ben de hayat verir, ben de öldürürüm!” demişti. İbrahim, “Allah, Güneşi doğudan getirir, hadi sen de batıdan getir!” deyince kâfirlik eden o kişi şaşkına dönmüştü. Allah, yanlışlar içinde olan bir toplumu yola getirmez.
(Bakara Suresi 2/258)
Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
Şunu da dediler: “Bu Kur’an, iki kentin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!”
Rabbinin ikramını onlar mı paylaştıracak! Oysa dünya hayatındaki geçimliklerini bile aralarında biz paylaştırdık. Her birini, diğerlerine göre derece derece üstün kıldık ki biri diğerine iş gördürsün. Rabbinin ikramı onların biriktirebilecekleri her şeyden daha hayırlıdır.
(Zuhruf Suresi 43/31;32)
Ayetlerde de görüldüğü gibi insanlık tarihi boyunca karşılaşılan Kibir, bireysel bir duygu olmasının yanı sıra toplumsal bir olgu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal düzeyde kibrin oluşmasına etken faktörlere bakacak olursak;
Sosyal Eşitsizlik: Toplumdaki gelir dağılımındaki eşitsizlik, statü farklılıkları, eğitim düzeyindeki uçurumlar gibi faktörler kibir duygularını körükleyebilir. Üst sınıflarda yer alan bireyler, kendilerini alt sınıflardaki bireylerden daha üstün görme eğiliminde olabilirler.
Kültürel Farklılıklar: Farklı kültürlere mensup bireyler arasındaki etkileşimlerde kibirli tutumlar ortaya çıkabilir. Kendi kültürünü diğerlerinden üstün görme eğilimi, kibrin toplumsal bir belirtisidir.
Sosyal Yapılar: Hiyerarşik yapılar, kibirli davranışları teşvik edebilir. Üst düzeyde bulunan kişilerin alt düzeydeki kişilere karşı kibirli tutumlar sergilemesi sık rastlanan bir durumdur.
Rekabet: Toplumsal yaşamın rekabetçi yapısı, bireylerin başarılarını abartmalarına ve diğerlerini küçümsemelerine neden olabilir.
Güç İhtiyacı: Toplumsal güç ve otoriteye sahip olan bireyler, bu güçlerini kullanarak kibirli davranabilirler.
Aşağıdaki ayette görüleceği gibi toplumsal kibir genel olarak -Allah’ın Selamı Üzerine Olsun- Hazreti Musa özelinde İsrail oğulları ve Firavun kıssalarında anlatılmaktadır.
Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
İnanan bir topluluk için, Musa ve Firavun ile ilgili haberlerden bir kısmını sana bütün gerçekliği ile sıralayacağız:
Firavun, ülkesinde zorbaca bir yönetim kurmuş ve halkını farklı topluluklara ayırmıştı. Onlardan bir kesimini (İsrail oğullarını) zayıf düşürüyor; oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Biz de o topraklarda zayıf düşürülenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk.
Ayrıca onları o topraklara hâkim kılmak; Firavun’un, Haman’ın ve o ikisinin emrinde olanların korktuklarını başlarına getirmek istiyorduk.
(Kasas Suresi 28/3;4;5;6)
Ayetlerde de gördüğümüz gibi insanlık tarihi boyunca görülen “Kendini/Kendilerini Üstün Görme Hali Olan” Kibir, psikolojide sıklıkla incelenen bir kişilik özelliğidir. Bu kişilik özelliklerine sahip bireylerin temel özelliklerine bakacak olursak;
Kendini Abartma: Kibirli bireyler, yeteneklerini, başarılarını ve önemini gerçekte olduğundan daha büyük gösterme eğilimindedirler.
Başkalarını Küçümseme: Başkalarının başarılarını görmezden gelirler ve kendi başarısızlıklarının sorumluluğunu başkalarına yüklerler.
Haklı Olma İhtiyacı: Her durumda haklı olmak isterler ve farklı görüşlere karşı hoşgörüleri yok denilecek kadar düşüktür.
Empati Yoksunluğu: Başkalarının duygularını anlama ve onlarla empati kurma konusunda zorlanırlar.
Güç İhtiyacı: Kontrolü ele almak ve diğerleri üzerinde güç sahibi olmak isterler.
Kendini abartma, haklı olma ihtiyacı gibi psikolojik özellikler barındıran kibir; Kur’an’da ilk olarak İblis’in özelliği olarak anlatılmakta ve kibirli insanlardan da örnekler verilmektedir.
Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
Bir gün meleklere: “Âdem’e secde edin /karşısında saygıyla eğilin/!” dedik; İblis hariç hemen secde ettiler. İblis “Ben senin çamurdan yarattığın kişiye secde eder miyim hiç!” dedi.
(Sonra) Şöyle dedi: “Sen hiç kendine baktın mı? Bu mu benden değerli kıldığın! Kıyamet /mezardan kalkış gününe kadar beni / ölümümü geciktirecek olursan az bir kısmı dışında onun bütün soyunu, kesinlikle parmağımda oynatacağım!”
(İsra Suresi 17/61;62)
Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
Onlara şu iki adamı örnek ver: Birine, iki üzüm bağı vermiş, bağların etrafını hurma ağaçlarıyla çevirmiş, iki bağın arasında da ekin bitirmiştik.
Her iki bağ, ürünlerini eksiksiz olarak vermişti. Aralarından da bir ırmak çıkarıp akıtmıştık.
Adam ürün sahibi olmuş, bunun üzerine arkadaşıyla konuşurken şöyle demişti: "Benim malım seninkinden çok, adam yönünden de daha üstünüm."
Kendisini yanlışa daldırmış bir şekilde bağına girmiş ve şöyle demişti: "Ben buranın hiçbir zaman yok olacağını düşünmüyorum!
O saat /mezardan kalkış saati/ diye bir şeyin olacağını da düşünmüyorum! Ama olur da Rabbimin huzuruna çıkarılırsam orada kesinlikle bundan daha iyisini bulurum!"
(Kehf Suresi 18/32;33;34;35;36)
Bireysel olsun, toplumsal olsun ilişkileri olumsuz etkileyen Kibir, tedavi edilebilen bir durumdur. Kibirle mücadele etmek için aşağıdaki yöntemlerden yararlanılabilir:
Kendini Tanımak: Kendi güçlü ve zayıf yönlerini objektif bir şekilde değerlendirmek.
Empati Geliştirmek: Başkalarının duygularını anlamaya çalışmak ve onlar açısından olaylara bakmak.
Tevazu Kazanmak: Kendini başkalarından üstün görmeyi bırakmak ve herkesin eşit olduğunu kabul etmek.
Psikolojik Destek Almak: Bir psikolog veya psikiyatr ile çalışarak, kibrin altında yatan nedenleri belirlemek ve çözüm yolları bulmak.
Kibir, üzerinde çalışılması gereken bir kişilik özelliğidir. Kendini tanımak, empati geliştirmek ve profesyonel destek almak, kibirle başa çıkmada önemli adımlardır.
Rahmân ve Rahim olan Allah'ın adı ile
Her toplumdan kendilerine bir şahit çıkardığımız gün, seni de bunlara şahit getireceğiz. Bu kitabı sana, her şeyi açıklasın; bir rehber, bir ikram ve tam teslim olanlara bir müjde olsun diye indirdik.
(Nahl Suresi 16/89)